14 Eylül 2014 Pazar

Fark

Çocukluğumdan beri hep farklıydım aslında. 7 aylık doğdum, 3 yaşında harfleri, 4 yaşında okumayı öğrendim. 5 yaşındayden kardeşim doğdu evden kaçtım (annaneme). Okuma bilmeme rağmen sınıf atlattırmadı ailem yaşıtlarımla olayım diye, çok sıkıldım. Her gün kırmızı kurdeleyle eve dönünce pek bi değeri kalmıyodu tabii.

Neyse, daha o zamandan belliydi değişikliğim. Ben hiç Tarkan dinlemedim, Burak Kut'a ya da Memoli'ye aşık olmadım. Arkadaşlarım okulda bi önceki akşam yayınlanan dizilerden bahsederdi ben izlememiş olurdum tabii. X-Files izlerdim TGRT'de bi onu hatırlarım. Sonra CNBC-e geldi benim hayatım değişti. Buffyler Angellar havada uçuşuyo. Ait olduğum kanalı bulmuştum sonunda. Şu anda takip etmediğim halde televizyonu açar açmaz 2'ye basarım (CNBC-e  var 2'de).

Ne olduysa lisede oldu bana. Ergenlikten heralde bir gotiklik bir emoluk. Saçları siyaha boyattım. Aklınıza gelebilecek en ağır metal grupların ölümüne fanıyım. Farklı olucam ya, ondan. Lise aşağı yukarı böyle geçti. Ben, siyah saçlarım, yırtık converselerim, dikenli bilekliklerim ve inanılmaz farkım(!).

Buna rağmen ilk senemde kazandım üniversiteyi. İstediğim bölüm istediğim üniversite. Daha kayıt gününde 4 yılımı geçireceğim arkadaşlarımla tanıştım. Bu tamamen şanstı. İlk yılım siyah saçlarım, daha yeni converselerim, deri bilekliklerim ve azıcık farkımla geçti. Sonra değiştim. Farklı olmaktan sıkıldım. Daha doğrusu farklı olmadığımı anladım. Hiç birimiz aynı değildik, hepimizin bi farkı vardı. Uğraşmanın gereği yoktu. Facebook açtım kendime bunu anladığımda. Arkadaşlarımı ekledim. "Ne çok arkadaşım varmış" dedim, birazını sildim. Sonra yenilerini ekledim. Hala çok arkadaşım var. Arada siliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder